RSS

SİNOP BAĞ ÜZÜMÜ VE CEYHAN ÜNAL

25 Şub

BİLKE A.Y.SARIKAYA- Söyleşi konuğumuz, bir emekli öğretmen. Neden konuğumuz olduğuna gelince, onu diğer insanlardan ayıran bir özelliği var. Biliyorsunuz Bilke’nin sloganı “GELECEĞE ÜRETELİM”. Olasılıklar içinde beyin fırtınası yaratan ve yeni çalışmalara kapı aralayanlar konuğumuz oluyor. Farklı işlere imza atıyor ve üretiyorlar ya da bir konuya yeni bir bakış açısı getiriyorlar.

Sayın Ceyhan ÜNAL, söyleşimize sebep olan konuyu bize anlatır mısınız?

Ceyhan ÜNAL-   1923 yılında mübadele ile Sinop’tan göçen Rumlar, adada şarap üzümü yetiştirirlermiş. 80-90 yaşındaki Sinoplular bu tarımı bilirler ve anlatırlar. Çukurbağı-Asmakaya- Üzümlüdere- Nisi Köyü gibi yerlerde üzüm bağları varmış. Rumlar bu üzümlerden şarap yaparlarmış.

Mübadelede Rumlar gidince, Müslümanlar şarap içmek günah diye üzüm yetiştirmemişler. Ve bağcılık ölmüş. Yakın zamana kadar, 3-5 üzüm asması kendini bir ağaca atarak ölümden kurtulmuş. Ben bu üzümü yetiştirmeye ve eski kültürü yaşatmaya çalıştım.

BİLKE A.Y.SARIKAYA-  Üzüm, 100 yıla yakın bir süredir neslinin devamı için kendini nasıl korumuş. İnsan, eğer doğanın matematiksel düzenine, ahengine uyum sağlasa ya, mutlaka ortaya güzel sonuçlar çıkar.

uzum-yetistirmek

Ceyhan ÜNAL-  Evet, üretmeye istekli olan izleri- ipuçlarını arıyor ve buluyor.   Sinop üzümünü nasıl yetiştireyim diye araştırma yaptım.  Amerikan radarından emekli, aslen adalı olan şimdi bostancılı köyünde yaşayan Cevat Kalyoncu’nun, üzüm meraklısı olduğunu öğrendim. Bunlardan çelik elde edip yetiştirmiş. Üstelik şarap da yapmış. Ben bunu merak ettim, gittim gördüm. Üzümler ve şarap çok güzel olmuş.

BİLKE A.Y.SARIKAYA-   O zaman, eski Sinop bağ üzümü çeliklerini bulup yaşatmaya çalışan kişi Cevat Kalyoncu’dur.

Ceyhan ÜNAL-   Evet, ben ondan çelik aldım ve yetiştirdim, 3 senedir üzüm veriyor. Belediye Başkanımız Sayın Baki ERGÜL’ de organik tarımla ilgili olduğu için çeliklerden başkanımıza da takdim ettim. O da kendi tarlasında çelikleri üretiyor. Bu üzümler, Şarköy’de, Tekirdağ’da, Çanakkale’de, İmroz ve Bozcaada’da yetiştiğine göre Sinop’ta neden olmasın. Sinop’ta yetişen bağ üzümlerini ziraat mühendislerine gösterdim. Bir kiloluk salkımları dallarında gördüler. Çeliklerden onlara da verdim.

uzum-baglari

BİLKE A.Y.SARIKAYA–   Emeğinize, yüreğinize sağlık, düşünce olumlu, adımlar olumlu. Olumlu adımlardan, topluma faydalı sonuçlar doğuyor. Bu adım, Sinop halkı için yeni bir istihdam kapısıdır. Bilke adına sizi kutluyorum. Şimdi bize kendinizden bahseder misiniz?

Ceyhan ÜNAL-   Ben emekli öğretmenim. 12.10.1937 yılında Sinop-Uzungürgen köyünde doğdum. İlkokulu köyümde okudum. Ne yapacaksın, tek seçeneğim Göl Köy Enstitüsüne gitmekti,  yatılı olarak 1950 yılında oraya yerleştim.

Tahta kaşıktan madeni çatal kaşığa geçiş. Benim için büyük bir yenilikti. Bizi orada ilk karşılayan, makarnanın çatalla yenileceğini öğreten Fehmi Aydın’ı hiç unutmam.

BİLKE A.Y.SARIKAYA– Fehmi AYDIN’da Bilke’nin konuğu oldu, onun söyleşisini okumanızı tavsiye ederim. Bu söyleşileri daha sonra kitaba dönüştürmeyi düşünüyorum. Sizlerle söyleşilerimizde, kendinize ait yaşam deneyimlerinizden konuşuyoruz; ama günümüzde herkes birbirinden duyduğu, çaldığı bilgilerle köpükten baloncuk yapıp oyun oynuyor…..Sonra köpükler patlayıp sönüyor. Sanal dünyada yaşayan çocuklar- gençler gittikçe gerçek hayattan uzaklaşıyor. Demek ki 1950 yılında Uzungürgen köyünde tahta kaşık kullanılıyordu. Şehir merkezine en yakın köyümüz oysa. Cumhuriyet dönemini Frenk takımlar giyip salonlarda dans etmek, Fransız mürebbiyeler, dadılar tutup ellerini sıcak sudan soğuk suya değdirmemek olarak algılayanlar kendilerine AYDIN dediler. Onlar lüks içinde yaşarken 1950 yılında Sinop’un en yakın köyü ağaç kaşık kullanıyor. Bir de dağ köylerimizi düşünmenizi istiyorum. 2007 yılı araştırmalarımda, 2000m yüksek köylere çıktık. Evlerin içinde yaygı yok, tuvaletlerde alt yapı yok. Ahşap evlerin 2. Katında tuvalet var, atıklar direk bahçeye atılıyor.

Ceyhan ÜNAL-  Sinop köylerinin durumunu biliyorum. Gelelim tahsilime, ben ilkokulu köyümde okumuştum. Köyümden Köy Enstitüsüne gittim, orada birçok yeni şey öğrendim. Yatılı okulda öğretmenlerin davranışı anne babadan farklı değil. Allah hepsinden razı olsun. Binalar bizden önce yapılmış, bize bakımları kalmış. 4-5-6. Sınıflarda yaz tatilinden bir ay önce gidip sınıfları badana boyası, akan kiremitlerin değiştirilmesi ile bizim sınıf görevli. Biraz zahmetli olduğu için binaların tepesinden indirmiyorlar. Bir gün düşme tehlikesi geçirdim. Ancak bu görevden alındım, boyacı oldum. Boyacılık işi öğretmenlikte de işime yaradı. Göl’de 45 tane bina vardı, binaların her duvarını başka renge boyadık. Badananın içine kırmızı, mavi, yeşil, sarı toprak boyaları katmak suretiyle renkli boyaları elde ettik. Okul yüksek bir yerden bakıldığında ilkbaharda çiçek açmış meyve bahçesine benzemişti. Ben bu renkli badana işini öğretmenlik yaptığım Ordu Köyü Okulunda da tatbik ettim. Milli Eğitim Müdürünün de çok hoşuna gitmişti. Ben derslerden ziyade sebze, meyve işlerine de meraklı olduğum için bahçıvanın yanından hiç ayrılmazdım. Kalem ve göz aşılarına sebze dikim işlerini de öğrenirdim.  20 kiloluk beyaz lahana yetiştirdiğimizi Kastamonu Doğru Söz Gazetesi yazmıştı. Köyümde de lahana yetiştirdim. 20 kilo olmasa da babama ispat ettim.

BİLKE A.Y.SARIKAYA– Genç yaşlarda kendinizi üretme alanında ispat etmeniz, bu günkü nesillere örnek olmalı diye düşünüyorum. İnsanlar, yaratıcı zekasını kullanarak, kendine özgü işler ortaya koymalıdır. Yoksa iki kapılı dünya hanından gelen geçenlerden biri oluruz.  Sinop’ta 1952-53 yıllarında 20 kg lahana üretmek iyi bir örnek. Daha sonra neler oldu devam edelim:

Ceyhan ÜNAL-  1954 yılında köy enstitüleri kapatıldı. Öğretmen okulu oldu. 5 sene olan okul 6 seneye çıktı. Okulun öğretmen kadrosu hemen hemen eskisi gibi kaldı. Nihayet biz de öğretmen olduk. Sinop ili Erfelek ilçesi İnesökü köyüne atandım. 1959 yılında halen sağ olan eşim Sabriye ile evlendim. Bir yolunu bulup eşimin öğretmenlik yaptığı Ordu köyüne atandım. 23 yıl orada kaldım. Raporlarım iyiydi, iyi çalıştım.  Ordu köyünde öğretmenlik yaparken, tarımsal çalışmalarda gübre kullanımını, hayvanların bakımlarını da öğrendim. Kuduz köpek ısırmalarında aşı yaptım.

Hayatımda unutamadığım olayı anlatmak istiyorum. Okulun hemen yanındaki koca Süleyman’ın ineğini köpek ısırmıştı. Veteriner, ben her gün gelemem, ilaçları vereyim Ceyhan Hoca’ya iğnesini vurdurun demiş. Ben de her gün hayvanın iğnesini yaptım. Aşı sekiz günde bitti. İnek beni her gördüğünde möö diye bağırırdı. Bu olay,  hiç unutmadığım olaylar arasındadır.

BİLKE A.Y.SARIKAYA– Hayvanların sadakati ve iyiliği bilmelerinin örneği çoktur. 23 yıl o köyde çalıştınız ve inek sizi her gördüğünde selamladı ve teşekkür etti demek ki.

Ceyhan ÜNAL-  Beni çok etkiledi zaten. Ordu köyünde çalışırken, yurtdışındaki işçilerin çocuklarını okutmak için öğretmen istediler. Müracaatım kabul edildi.  5 yıl Almanya’da kaldım. Yaşam tarzımda, mesleğimde, bağ bahçe görevimde bilgi ve becerilerimi artırdım.

1983 yılında cumhuriyet ilkokuluna 1992 yılında da kısa bir müddet için İstiklal İlkokulunda öğretmenlik ve yöneticilik yaptım.

35 yıl 2 ay 10 gün sonra emekli oldum.  Çalışırken Zafer Emlak Konut Kooperatifini kurdum. 5 yıl içinde 158 daire yaptırdım. Bu benim en çok sevdiğim olaydır. Sinop valiliği bu kadar kısa zamanda çok cüzi bir parayla yapılan bu inşaat için teşekkür belgesi vermiştir.

Emekli olunca her işten elimi ayağımı çeksem hapı yutardım. Kendimi meşgul edecek bir iş buldum. Kendim tarım ve ziraat işlerine adadım. Çok memnunum. Uzungürgen köyünde atadan kalma yolun kenarında tarlalarımız olduğu halde, şoseye 1 km uzaklıkta bir tarla daha aldım. Ziraat yapıyorum. Neden yolun kenarına değil de bir km uzaklıkta, çünkü her gün 500 belki de daha fazla arabanın geçtiği yol kenarında yetişen sebze meyve sağlıklı değildir. Organik bahçe için bakanlığa müracaat edildiğinde müsaade edilmez.

Çocuklarım bana 15 dönüm bir tarla aldılar, içinde elektrik, su var. Bir konteynır yerleştirdim. Banyo tuvalet yaptırdım. Yaşanacak bir hale getirdim. Sinop’ta yetişen her türlü meyveyi diktim.  Şu anda 300’ün üzerinde meyve fidanım var.

En önemlisi eskiden Sinop’ta yetişen sonra vazgeçilen yerli bizim iklimimizin meyvesini dikmeye devam ediyorum. Örneğin İskilip elması kaba tatlı denilen hiç kurtlanmayan çok dayanan birçok elma armut çeşitleri yetiştirmeye çalışıyorum.

BİLKE A.Y.SARIKAYA– Size BİLKE adına teşekkür ediyorum. Dilerim bu söyleşiyi gençler okurlar. Sinop’ta birbirinin fotokopisi olan yaşamlar sergilenirken, belki yeni ufuklar açılır umudunu besliyoruz. Başka bir söyleşide, yeni bir üretme örneğinde buluşmak dileğiyle.

 
14 Yorum

Yazan: 25 Şubat 2013 in Konuklarımız

 

Etiketler: , , ,

14 responses to “SİNOP BAĞ ÜZÜMÜ VE CEYHAN ÜNAL

  1. nilgun cabacı

    25 Şubat 2013 at 23:51

    Ceyhan Beyi canı gönülden kutluyorum. Sana da çok teşekkür ediyorum,bizimle paylaştığın için.

     
    • sinopbilke

      26 Şubat 2013 at 20:09

      Takip ettiğin için teşekkür ediyorum..

       
  2. Gülnar Yıldırım

    20 Mart 2013 at 21:59

    Babacığım, yaşama katkın ve üretkenliğin bize gurur veriyor.

     
  3. guzyde

    20 Mart 2013 at 22:41

    Babacigim tebrikler, tesekkurler Bilke ve Sn.Sarikaya…

     
    • sinopbilke

      06 Nisan 2013 at 21:02

      bilke de takibiniz için teşekkür ediyor

       
  4. guzyde

    20 Mart 2013 at 22:56

    Reblogged this on guzyde's Blog and commented:
    Babacigim tebrikler…

     
  5. Mehmet Yaşar Demiray

    04 Nisan 2013 at 21:52

    Yaşam gücünü üretkenliğinden alan Ceyhan Babama sağlıklı bir yaşam diliyorum.

     
  6. ismail ersoy

    14 Aralık 2014 at 22:09

    tarihte özellikle 1800 yıllarında nardenk üzümlerinden bahsediliyor.hatta 1900 ün sonlarında elmaszade mustafa paşa bu iş için görevlendiriliyor

     
  7. selçuk akoğlu

    02 Ocak 2015 at 02:06

    bundan tam 26 sene önce..tenefüsü beklerdim..o zili duyunca koşar adımlarla fırlardım yerimden ve doğruca müdür odasına..çalmazdım kapı falan..içerde misafir mi varmış,müdürün işi mi varmış,kimin umrunda..hadi satranç oynayalım derdim..çoğu zamanda demezdim,gelişimden belliydi ki..tanırdı beni o koca yürekli adam,tanırdı beni ,hem beni hem ağabeyimi..hatırlamıyorum yendiğimi,yenildiğimi de..tek hatırladığım; o minik adama zamanını ayırıp da boş çevirmeden satranç oynayan,o asil insan..
    Ceyhan Hocam ellerinizden öpüyorum..siz ve sınıf öğretmenim Yaşar Çobanoğlu’na sonsuz sevgi ve saygılarımla..

     
  8. Anıl Can Erkan

    23 Ekim 2015 at 21:44

    Selamlar ,
    Sinop veya Gerze civarı karaüzümlerimizin türleri neler acaba? Sofralık olmayan, acı küçük kabuklu karalardan şarap yapmaya başladım ve sonuç gerçekten güzel…
    sevgiler..

     
    • sinopbilke

      24 Ekim 2015 at 14:53

      Kokulu kara üzümden mi yaptınız acaba. Kokulu kara üzümden halk arasında şurup, marmelat yapımı yaygınlaştı. Kendine has ve etkileyici kokusu var. Kara üzüm çeşitleri konusunda okurlardan cevap bekliyoruz.

       
  9. Anıl Can Erkan

    26 Ekim 2015 at 14:00

    Biraz daha araştırdım, “Isabella” imiş, yoğun yağış isteyen ve neme dayanıklı, başka bölgede yetişmeyen bir türmüş Karadeniz kokulu üzümlerinin türü. Daha önce de denenip güzel sonuçlar alınmış fakat devamı gelmemiş gibi görünüyor. Hatta Fransa’da perakende satışının, sadece şarap yapımına ayırabilmek için yasak olduğunu okudum. Ben artırarak yapmaya devam edeceğim, umarım yayılır bu değerli üzümün ünü. Kıymeti bilinmeli…

     
  10. ismail ersoy

    26 Ekim 2015 at 16:15

    yalnız tarımı yapılacaksa toprak iz mineraller açısından iyi incelenmeli,gerze topraklarının çok bölğelerinde çinko molibden magnezyum çözünebilir demir mangan nikel kobalt kükürt. ya var yada çok az miktar ayrıca topraklar potas bakımındanda çok fakirleşmiş .ayrıca toprakların pH sınında tespit edilmesi üzüm tarımı için araştırılmasıda şarttır.gerze de gördüğüm kadarıyla eski meyvelerin kalitelerinin kalmadığıda meydandadır.tarımı yapılacaksa şimdiden başarılar dilerim

     
    • sinopbilke

      11 Kasım 2015 at 19:46

      Kokulu kara üzüm, Sinop ve köylerinde bolca yetişmektedir. Bu üzüm, yöre toprağını ve iklimi sevmektedir. Köylerimizde üzüm asmaları hazırlanan çardaklara ya da kendi kendine ağaçlara sararlar. Kokulu üzüme, yüksek köylerde rastlamadım. Sahil etkisi olan yerlerde yetiştiğini görüyoruz. Güzel kokusu sebebiyle bu üzümden şurup yapılmaktadır. Kaynatılıp sıcak sıcak kavanozlara konur ve kapak sıcak sıcak kapatılır, vakumlanmış olur. İçimi harikadır. 1970’li yıllarda, bu üzümle aynı aromayı taşıyan toz içeçek vardı. Amerikan Radar Üssünde çalışan Amerikalı bir ailenin evinde içmiştim. Paketinin üstünde siyah üzüm fotoğrafı vardı.Bu toz gibi yapabilir miyiz diye, o zaman kabuğunu kurutup el değirmeninde çekip aynı sonucu almaya çalıştık. Fakat kabuk tam kurumamıştı. Fırınlanarak denemedik, belki fırınlanınca sonuç alınabilir.

       

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: