RSS

SİNOP’TA AĞAÇ KÜLTÜ

06 Oca

SİNOP’TA KORUNAN AĞAÇLAR

kestane ağaç

Sinop ili, Erfelek ilçesi, Salı Köyü, Sökü Mahallesi’nde bulunan kestane ağacı; Samsun Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 30.01.2008 tarih ve 1524 sayılı kararı ile anıt ağaç olarak belirlenmiştir.

AĞAÇ MİT VE RİTÜELLERİ

Kült ve kültürler, toplumun sosyolojik gelişimi ve değişimi ile paralellik gösterir. Kültür ve uygarlık bilimsel olarak ilişkilendirildiği zaman, kültürel gelişimin uygarlığın gelişimine bağlı olduğu görülür. Kültürel araştırmalar, toplumun sosyolojik, ekonomik, psikolojik ve tarihi evrelerine ayna olur.

Derleme ve araştırma çalışmalarımı yaparken,  köy kadınlarımızın ne kadar derin, ne kadar engin bir derya olduklarına tanık oldum. Fakat onlar, “güçlü kadın” figürünü bir sürü katmanlar ardında saklıyorlardı.

Gerze Başsökü köyünde kültürlerimiz hakkında konuşurken, bir efsane anlatıldı:

“1 Kasım 2007 tarihinde, Gerze- Başsökü köyünde araştırma yapıyordum. Kadınlarla eski giysiler hakkında konuşurken, Hamide Burma, elinde bir torba ile odaya geldi. Köyün eski kadın giysilerini getirdi. Merakla açtım. Üç etek, paça ve şal kuşak vardı. Hamide teyzem anlatsın diye bekliyorum ama o hiçbir şey anlatmadı. Kadınlarımızın sus pus olduğu konulara gelmiştik. Eski giysi, eski adet önemsiz gibi geliyordu onlara. Üç etek, Sinop ortak üç eteğiydi. Boyabat, Gerze, Dikmen ve Durağan’da kullanılmıştı. Kuşak,  Durağan ve Boyabat’ta kullanılan şal kuşaktı. Israrla Hamide Teyzeyi konuşturdum. Konuşmalarında yöre aksanı vardı, bozmadan aynen yazı diline aktardım. Köknar ağacı kelimesini, küknar diye telaffuz ediyordu:[1]

“Bu paçayı anam dokudu. Paçada nakış yok. Dizden aşası çubuklu dokuma. Anam da bu köylü, eşim üçgüvey. Anam peşkir dokurdu,  o peşkirleri ben gelinlere vedim.

Kıyafetlerden sonra, sıra yaşayan efsane ve hikayelere gelmişti. Hamide Burma heyecanla, çocukluğunda yaşadığı bir olayı anlattı:

“Eskiden erenler yanı diye bi türbe varıdı, kükner ağaçları ile çevriliydi. Orada geyik boynuzları elik boynuzları küknerde asuluydu, ben çocukken gittim. Elik boynuzları 5- 6 tene varıdı, uzun uzundu. Boynuzla küknarın ağacındaydı. Boynuzla nasıl duruyo bakamadım. İnsan çekiniyodu. Anam ip bağlan derdi. Dua okur, ip bağlarduk. Orada dalları böyle yere iniyodu. Çadır gibiydi, içine girdük baktık. Küknar ağacının ara yerindeydi boynuzla. İşte orada bi türbe varıdı. Başınsa saruğu, mezar taşı varıdı. Sonradan oraya hususi gittim baktım gine, vallah o taşları kaybetmişle. Yaşlı bir kadın eskiden oradaki geyikleri elikleri sağar gelirimiş. Oralarda ağaçlar yıkıldı, define kazdıla bişeyle yaptıla. Bulup bulmadıklarını bilemiyoz ki. Alt üst ettile.”

Hamide BURMA, erenler yanı diye anlatmaya başlayınca, yüzünün rengi değişmiş, sararmıştı. Onu bu kadar heyecanlandıran efsanenin arkasında ne olduğunu merak ettim. 1560 yılı belgelerinde, BAŞSÖKÜ köyünde “SULTAN HATUN MESCİDİ” buldum. İsfendiyar Bey’in annesi yaptırmıştı. Efsanenin çok eski tarihlerden beri geldiği anlaşılıyordu. Hamide teyze köknar ağacını, çadır gibi ulu bir ağaç olarak anlattı. Ağaçtan çadırın içine girmiş ve tepesindeki elik boynuzlarından etkilenmişti.

Kült konusuna sosyolojik bakmamız, geçirdiği evreleri gözler önüne serecektir:

Kült kelimesi Fransızca “culte” kelimesinden Türkçeye geçmiştir. Kelimenin aslı Latincedeki “cultus” yani tapınma anlamına gelmektedir. Kült kelimesi, tapma, tapınım, din, dini merasim ibadet, ayin gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Türk kültüründe kültler, doğrudan tanrılarla bağlantılı unsur olmamış ve tanrı ile irtibatı sağlayan vasıtalar olarak algılanmıştır ki bunun bariz örneği ağaç kültünde karşımıza çıkmaktadır. TUBA ağacı, İslam öğretisinin cennet ağacıdır.

erfelek ağaç

Sinop ili, Merkez İlçe, Kozcuğaz Köyü Çalı Mahallesi’nde bulunan kestane ağacı; Samsun Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 22.03.2007 tarih ve 1123 sayılı kararı ile anıt ağaç olarak belirlenmiştir.

[2]AĞAÇ KÜLTÜ MİTLERİ:

***Yeraltı, yeryüzü ve gökyüzü olmak üzere 3 kozmik düzey vardır. Bunlar birbiriyle iletişim halindedir. Bu üç düzey arasında iletişimi sağlayan çoğunlukla “hayat ağacı”dır.***

***Kozmik Ağaç, ya da Hayat Ağacı denilen ağaç ilk insanın yaratılışıyla doğrudan bağlantılıdır.***

***Yakutların ünlü Er Sogotoh destanında Hakan Ağaç, “Er Sogotoh” destanında, Er Sokotoh’un ablası sekiz budaklı ağaç, kardeşine yenilmez güç vermek için onu emzirir.***

***Hayat Suyu, göğün on ikinci katına kadar çıkan Dünya ağacının üzerinde bulunan kayın ağacının dibindedir. Yani bu kayınlar bir çeşit Gök Kayındır. ***

***Kutup Yıldızı Mitolojik ağacın tepe noktası(nirengi noktası)olarak kabul edilir. “DemirTerek” olarak değerlendirilir. ***

***Bazı kültürlerde ağaç, beşinci yaratıcı unsur olarak düşünülür.***

***Altaylılara göre insanlar yaratıldıklarında ilk Kayın ağacı Umay Ana ile birlikte yere inmiştir. Toprağın ruhunun da kayın ağacında olduğu düşünülmüştür.***

***Oğuz Kağan Destanı’nda yaşam ağacı teması, kozmik ağaç temasıyla karışır. ***

***Kafkas bölgesinde genel olarak, tepesi göğe değen yaşam ağacın kökünden bir pınar fışkırdığı düşüncesi vardır.***

***Şamanist geleneğe göre, Dünya, “Göğün göbeği” ile yaşam ağacı sayesinde irtibat halinde olup, bu ağaç ile beslenir.***

***Yakutlara göre kayın, ayağı güzel bir genç kıza benzemekte olup ülkenin güney tarafında bulunmakta ve geniş yayılımıyla bir adayı andırır.***

***Germen Mitolojisi’nde evren ve dokuz dünya, dünya ağacı Yggdrasil’in dalları ve köklerinde yer alır.***

***İbrani geleneğine göre yaşam ağacı, meyvesi ölümsüzlük sağlayan öyle bir ağaçtır ki, kendisinden semavi tesirin tüm alemlerle temasını sağlayıcı bir çiy çıkar.***

***Eski Mısır geleneğinde de yaşam ağacı ruhların kuş biçiminde tünedikleri bir ağaçtır.***

 

AĞAÇ KÜLTÜ RİTÜELLERİ

*** “Kaba Ağaç” anlayışı, Dede Korkut’ta da geçer.“Kaba” sıfatı, ağacın ululuğuna, kutsallığına işaret olarak görülebilir.***

***Anadolu Alevileri ise ağaçları ziyaret etmektedirler, görkemli ağaç karsısında baş eğip, yılda bir kez orada tören yaparak kurban keserler.***

***Türk kültüründe ağaç unsurunun sihirli gücünü yansıtan kutsal davul ve tokmak önemli yere sahip olan araçlardır. Kutsal olarak algılanması sebebiyle şeytan ya da kötü ruhları kovma törenlerinde ağaç kullanılmaktadır.***

***Ağaca bez bağlama (dilek ağacı) olgusu birçok bölgede yaygın olarak icra edilir. Özellikle Hıdrellez ve Nevruz’da bu bağlamda ritüeller bolca uygulanır. Örneğin, Hıdrellez’de pırasa yapraklarının bağlanıp dilek dilenmesi bununla ilgilidir.***

***Ağaç kültünün uzantısı olarak birçok yerleşim yerine ağaçla ilgili adlandırmalar yapılmıştır. Çamaltı, Dutözü, Elmadağ, Çamardı, Gürkavak ve Söğütlütepe bunlara örnektir.***

***Kayın ağacından dolayı “kayın ana (kaynana)” ve “kayın ata (kaynata)” gibi adlandırmalar vardır.***

***Kazaklarda, kırlarda tek başına biten bir ağaç ya da pınar veya büyük taş bulunursa kısır kadınlar bunları ziyaret eder, kurban kesip geceyi orada geçirirler.***

[1] Yaşar Sarıkaya, Bir İnci Memleketim, s: 415- 416

[2] http://www.academia.edu

 

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: