RSS

CEPTEKİ 117 LİRA VE OTEL 117

13 Mar

otel 117

“Mübadele yapılıyor.  Amcam o sıralar Of’a mallarla gelip gitmiş. Daha sonra Sinop’a döndüğünde, cebinde 117 lira parası varmış. Şimdiki otel 117, adını o gün amcamın cebindeki 117 liradan alıyor. Amcam, bu parayla önce Kaleyazısında ufak bir dükkân açıyor. Tuz, gaz satıyor ve Sinop’a yerleşiyor.” 

Sinop halk kültürü, denizin ve güneşin, dağların ve karın, sıcak ve soğuğun katman katman izlerini taşır. Kültür ile ilk akla gelen göçlerdir. 

RUS BASKINLARI VE OF’TAN SİNOP’A GÖÇ[1]

Savaşlar, ardında olumsuz anılar, soğuk izler bırakan olaylar dizisidir. İnsanlarımızın kimileri sıcak, kimileri soğuk savaştan, kimileri de siyasi zorunluluklardan göç etmek durumunda kalmıştır. Trabzon’un Of ilçesinden Sinop’a yapılan göçlerin arkasında da savaşlar, yokluk ve açlık vardır. Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki savaşlar, Balkan ve Kafkasya cephelerinde yüzyıllarca sürmüştür. Bir cephede bitmiş, bir cephede tekrar başlamıştır. Çok insan yok olup gitmiştir. Trabzon yöresi göçü hakkında, Sinop esnaflarından Paşa amca ile görüştüm.  Paşa amcayı, çocukluğumda Sinop’un en büyük mağazası olan İvyanlı mağazasından tanırım. Ona anlattıkları için teşekkür ediyorum.

Paşa Amcanın atlattıkları ile tarihsel olaylar arasında ilgi kurabilmek için, tarih sayfalarına göz attım. İnternette yaptığım araştırmada, Trabzon’a yapılan Rus baskınının tarihini buldum. 27.Ekim.1810 Cumartesi günü Trabzon’a yapılan Rus çıkartması, Lermioğlu’nun yayınladığı, Sargana Destanında konu ediliyor. Daha sonra Ruslar, 27 Mart 1915’te Artvin’e girmişler fakat yaklaşık bir yıl direnişle durdurulmuşlardır. 5 Şubat 1916’da tekrar işgale başlamışlar ve 8 Mart’ta Rize’ye girmişlerdir. Çevre köy ve kazalardan gelen gönüllülerle Of’un doğusunda Baltacı Deresi boyunca durdurulmaya çalışılan Ruslar, 28 Martta buradaki savunma hattını yararak Of’a girmişler ve 2 Nisan’da Karadere önlerine ulaşmışlardır. 18 Nisan 1916’da da, Trabzon’u işgal etmişlerdir.

Bir iki cümle ile yazılıveren bu sözcükler, yaşayan için ne zorlu günlerdir. Kıtlık, açlık ve yokluk çekilmiş, ölümler yaşanmıştır. İnsanlar memleketlerinden kaçmak zorunda kalmışlar ve başarmışlardır. Bu göç, Türkiye’de birçok sektörde varlık gösteren insanlarımızın başarı öyküsü ile doludur.

PAŞA AMCA ANLATIYOR

Ben Sinop’ta Paşa takma adı ile bilinirim, esas adım Kemaldir. Sinop’a 1950 yılında Trabzon, Of’tan geldim.  O zaman 16 yaşındaydım. Amcam Sinop’a geldiğim zaman çok zengindi. Ben onun yanında kaldım. Sonra Sinop’ta Paşa Mağazasını açtım ve yıllarca esnaflık yaptım. Ailece hep Sinoplu olduk.

Eskiden bizim memleketin insanları çok fakirlik çekmişler. Halk işçilik için Karadeniz sahiline tütün dizmeye gelirmiş. Çay tarımı yapılmazken, sadece fındık üretilirmiş. Rize tarafında da portakal bahçeleri varmış. Dedemden o yılların açlık yılları olduğunu duyduk. Mısıra kabuklu fındık katıp ekmek yaparlarmış. Of’un yüksek köyleri dere, tepe, yama olduğundan ekilecek tarla yokmuş. Yayla köylerinde sadece hayvancılık yapılırmış. İnsan, ot bitmez bu yerlerde, ya okuyacak cami hocası olacak; ya da göçecek ticarete atılacak sözü halkın arasında yaygındır. Lazlar o savaş ve baskın dönemlerinde çok açlık çektiklerinden, her yerde çalışıp ticaret erbabı oldular. İstanbul’a gidenler çok zengin oldular, akrabalarını çağırdılar, birbirlerine destek oldular. 1945- 50 yıllarında, artık ticaret piyasasında yerlerini almışlardı.

Cumhuriyet kurulmadan önce, İzzet dedem Of’un İvyan köyünden Sinop’a geliyor. İvyan köyünün bu günkü adı Soğukpınar’dır. Eski adı İvyan, Rus isimlerinden olan İvan’dan gelmektedir. Dedemin Of’ta gıda, bakkaliye dükkânları varmış, eskiden çoluk çocuk hepsi yelkenli ile nakliyecilik yaparlarmış. Karadeniz’den İzmir’e tuz götürürlermiş. 1.Dünya savaşı yıllarındaki Rus baskınında, dedem kayığına binip Sinop’a geliyor. Demirci köyüne yerleşiyor ve orada 2 sene kalıyorlar. O sırada Sinop’ta bütün esnaf Rum’muş.

Sonra Cumhuriyet kuruluyor. Savaş bitince bizimkiler tekrar Of’a gidip, dükkânlarını açıyorlar. Amcam o sıralarda İstanbul’a gidip rıhtımında kabak, fasulye sattığını anlatırdı. Osman Amcam vapurların Sinop limanına uğradığı zamanlarda, bir iki sefer vapurla Sinop’a geliyor. Sinop’ta 2 Yunan gemisi görüyor. Ne diye sorduğunda, Rumların hepsi gidiyor, Türkler geliyor diyorlar. Mübadele yapılıyor.  Amcam o sıralar Of’a mallarla gelip gitmiş. Daha sonra Sinop’a döndüğünde, cebinde 117 lira parası varmış. Şimdiki otel 117, adını o gün amcamın cebindeki 117 liradan alıyor. Amcam, bu parayla önce Kaleyazısında ufak bir dükkân açıyor. Tuz, gaz satıyor ve Sinop’a yerleşiyor. Rum esnaflar mübadelede gidince, Sinop’ta hiç esnaf kalmıyor. Amcam kaleyazısındaki küçük dükkândan sonra işi büyütüyor, Sinop’un en büyük mağazasının sahibi oluyor.

Trabzon’dan Sinop’a ilk gelen Ali Başoğlu ve ailesidir. O Sinop’a geldiği zaman merkezde Rumlar varmış. Hem Sinop’ta ev almış, hem de birkaç tane köy satın almış. Ona Ali Ağa derlerdi. Sakaların lakabı Paşaoğulları, bizim dedemize de Feyzullahoğulları derlerdi. Sakalar Sinop’tan önce Gölcük’e, Edirne’ye gitmişler fakat sonra Sinop’a gelip yerleşmişler. İnşaat işlerinde ilerlemiş ve onlar da akrabalarını getirmişler.

Sinop farklı kültürlerden gelen insanların yerleştiği, huzur içinde yaşadığı özgür bir kenttir. Şehir merkezi, insanlara her türlü yaşam fırsatlarını sunarken, yüksek köylere yapılan göçler ise bizlere başka bir tablo sunacaktır.

[1] Y.SARIKAYA-Bir İnci Memleketim S,177,178,179

 
Yorum yapın

Yazan: 13 Mart 2015 in Kültür Arşivi

 

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: