RSS

“BEYAZ LALE”RUMUZLU ÖĞRETMEN İLE SİNOP YİBO ANILARI

29 Eyl

SÖYLEŞİ

yibo (1)

BİLKE- Y.SARIKAYA: Değerli öğretmenim, Kuzey Yıldızı Projemizin öğretmenlerinden biri olarak seninle gurur duyuyoruz. Beyaz lale rumuzu ile söyleşi konuğumuz olduğun için teşekkür ederim. Bize YİBO öğrenciliğini bize anlatır mısın?

“BEYAZ LALE”  ÖĞRETMEN: 1997 yılında Sinop merkeze bağlı uzak bir köyde ilkokula başladım.    Okulumuz birleştirilmiş sınıftı,  beş sınıfın sadece bir öğretmeni ve her sınıfta da 6-  7 öğrenci vardı. Okula ablam ile bir dağın içinden yürüyerek giderdik ve okul yoluna ulaşmak için çay üzerine kurulmuş tahta bir köprüden geçerdik. Bu köprü çok sağlam değildi ve aşırı yağışlarda çayın suyu arttığında köprüden korku ile geçerdik. Köprüden geçerken sulara baktığımda, gürül gürül akan suyun bizi alıp götüreceğini sanırdım. Annemler köprüden geçerken korkmamamız için suya bakmayın derdi. Kış gelince okula gitmemiz daha da zorlaşırdı. Babam İstanbul ‘ da çalıştığı için aşırı kar yağışlı günlerde annem bizi kucağına ya da sırtına alarak okula götürürdü.

BİLKE- Y.SARIKAYA: Genç öğretmenim, beni eski günlere götürdün. 1974 yılında Ordu ili Aybastı kazasının en uzak köyünde göreve başlamıştım. Dereler ve çaylar geçerek okula ulaştığım günleri hatırlattın bana. 5 sınıf birleştirilmişti ben de tek öğretmendim. Ö günlerden bir öğrencim 2006 yılında beni arayıp buldu. ODTÜ mezunu ve başarılı bir iş adamıydı. “Öğretmenim, her gün dereden geçerken beni kucağınıza alırdınız “dediğinde, emeklerin boşa gitmediğini görmekten çok mutlu olmuştum. Birleştirilmiş sınıf eğitimine devam edelim öğretmenim:

“BEYAZ LALE”  ÖĞRETMEN: 3.sınıfa başladığım yıl, okul binamızda çatlaklar oluşmaya başlamıştı. Bina çok eski olduğu için ve yıkılma tehlikesine karşı öğretmen lojmanına taşınmamıza karar verildi. El birliği ile okulu boşaltıp lojmanın küçük odasına taşındık ve artık sınıfımız burası olmuştu. İlkokul hayatımın ilk üç yılı bu şekilde köy okulunda geçti. Üçüncü sınıfı bitmek üzereydi. Lojmanın bir odası, birleştirilmiş bir sınıf için küçüktü. Köyde 1.sınıfa başlayacak öğrenciler vardı. Öğretmenimiz,  3-4. Ve 5. Sınıf öğrencilerini YİBO ya göndereceğini, oranın yatılı bir okul olduğunu söyledi. Ailemizden uzakta okuyacaktık. O zamanlar bu olanları pek anlayamasak da ailemizden ayrılık için çok küçüktüm. Okullar açılmıştı ancak YİBO ya bizim için henüz yatak ve dolap gelmediği için okula 1 ay geç gittik. Annemler hazırlıklara başlamıştı. Okula gittiğimizde saçlarımızın bakımını yurtta kendimiz tam olarak yapamayacağımız için upuzun çok sevdiğim saçlarım kesildi. Babaannem pazardan bize yeni kıyafetler, ayakkabı, bavul ve birtakım kişisel eşya almıştı. Artık o gün geldi babaannem,ablam ve ben köydeki diğer öğrencilerin de olduğu  köyün minibüsüne binerek  okula ulaştık.Kocaman 3 tane binayı ve bir sürü öğrenciyi görünce şaşkınlığımızı gizleyemedik.   O zamanlar bu olanları pek anlayamamıştım,  ailemizden ayrı olmak üzücüydü. YİBO ya kayıtlarımız yapıldı ve 4.sınıfa orada devam edecektim. Ben o zamanlar henüz 10 yaşındaydım ve aileden ayrılmak için çok küçüktüm. Okullar açılmıştı ancak YİBO ya bizim için henüz yatak ve dolap gelmediği için okula 1 ay geç gittik. Babaannemle sınıflarımıza girip öğretmenlerimizle tanıştık, babaannem öğretmenlerimize bizi onlara emanet ettiğini söyledi ve onlara bizim için harçlık verdi ihtiyacımız oldukça bize vermesini söyledi. Daha sonra yurda girdik,12 kişilik bir odada kalacaktık ve henüz dolabımız yoktu,kalacağımız yataklar bize gösterildi.Artık minibüsün gitme vakti gelmişti ve babaannemden gözü yaşı bir şekilde ayrıldık

BİLKE- Y.SARIKAYA: Öğretmenim, seninle YİBO vesilesi ile tanıştık. Yüksek köylerin, Yatılı Bölge okullarının, o köylerdeki ailelerin sorunlarını çok yakından tanıyan biri olarak, sizlerin eğitimi derneğimiz için çok önemlidir. Ne mutlu ki şimdi karşımda bir meslektaşım ve öğretmenim duruyor. Okula geldikten sonra gelişmeler nasıl oldu?

BEYAZ LALE  ÖĞRETMEN:

Her şey bana çok yabancıydı, öğretmenler, öğrenciler ve sınıf. Benimle birlikte dört arkadaş daha gelmişti köyden,o gün sıramızdan hiç kalkmadık,sınıftaki öğrenciler etrafımıza toplandı bize sorular sormaya başladı.Hepsi mutlu görünüyordu aileden uzakta yaşamaya alışmışlardı.Dersler bana çok yabancı geliyordu,anlatılan birçok şeyi ilk kez duyuyordum.Köydeki okulda  okuma,yazma ve basit düzeyde toplama,çıkarma öğrenebilmiştik.Derslerde zorlanacağımı  düşünmeye başlamıştım.Artık dersler bitmişti ve burada ilk yemeğimizi yiyecektik.Yemekhanenin önünde sıra olduk ve bizi sınıf sınıf içeri aldılar.Çok üzgündüm ama bir o kadar da açtım,bir şeyler yemeye çalıştım.Yemeği yiyip odalara çıktık,yeni arkadaşlarla tanıştım.Onlarda bize yakın köylerden gelmişlerdi.İlk gündü ,yorgunduk,üzgündük.Odamızdaki bir arkadaş ise bizden çok farklı idi.Sanki aileden uzağa gelmemiş gibiydi.Çok mutlu idi ve yatağın üzerinde gece yarısına kadar oynadı ,zıpladı üzgün olmamıza rağmen bizi güldürdü.Sabah uyandığımızda ise o arkadaş yerde yatıyordu.Üst ranzanın korkuluğu olmadığı için yere düşmüştü ve kolu kırılmıştı.Neşeli kızın bu hali bizi üzmüştü.Bu olay aklıma geldikçe hem gülerim hem üzülürüm.Günler okul ile yurt arasında git gel geçiyordu.Burada ilk yılımdı ve yurt da kızamık olan arkadaşlar oldu.Daha sonra bir sürü öğrenciye bulaştı ve bunlardan biri de bendim.Okulumuza haftanın belirli günlerinde merkezden doktorlar gelirdi ve hasta öğrencileri muayene ederdi.

BİLKE- Y.SARIKAYA: 10 yaşında bir çocuk, hasta ve yatılı okulda. Aile gel desen bile gelemez, çünkü vasıta bulamaz. Para ile tutsa çok masraflı olur. Sabırla yürüttüğünüz süreç, hayatı kolay kazananlara örnek olmalı diye düşünüyorum. Hastalandın, o günler nasıl geçti?

“BEYAZ LALE”  ÖĞRETMEN:

Doktor kızamık olan bütün öğrencilere ilaç verdi 2 hafta boyunca yurdun revirinde kaldık.Okula alışamamışken bu hastalıkla hem derslerden uzak kalmıştım hem ailemi özlüyordum ve okuldan soğumuştum.Zamanla iyi bir arkadaş çevrem oldu onlarla birlikte çalışarak birbirimizin eksiğini kapattık ve sınavlarımıza çalışıp iyi notlar aldık.Ayda bir köyün minibüsü ile köye gidiyorduk pazartesi geri dönüyorduk.Bu minibüste öğrenciler dışında yolcularda olurdu ve kucak kucağa otururduk.Zamanla ayda bir köye gitmeler sadece bayram,yarıyıl ve yaz tatilinde gitmelere dönüştü.Yol parası da oldukça pahalı idi.Ailemiz köye gelmek için vereceğiniz parayı yurtTa harçlık yaparsınız diyordu.Her köyden gelişimde okul,yurt,insanlar bana yabancı geliyordu ancak bir süre sonra alışıyordum.İyi ki yanımda ablam vardı,ailemden birinin yanımda olması bana güven veriyordu.Ablası ve abisi olmayan çocuklarda vardı ve benden daha küçüklerdi.Kıyafetini kendisi giyemeyen,banyosunu yapamayan,saçını tarayamayan yardıma muhtaç bir sürü öğrenci vardı. Bu öğrencileri gördükçe gerçekten kendimi şanslı hissetmeye başlamıştım ablam bana hep yardımcı oluyordu ve annelik yapıyordu.

BİLKE- Y.SARIKAYA:  Kendimizden başka yaşamlara duyarlı olsak, dünya daha iyi bir dünya olurdu. Yaşam, farklı kültürler farklı birikimlerle aynı ortamı paylaştırıyor bize. Ben seninle tanıştığımda 3 kardeşine sen de annelik yapıyordun. Lise öğrencisiydin, şehre uzak bir evde kirada oturuyordunuz. Çamaşırı elinde yıkıyor, evin işlerini yemeklerini sen yapıyordun. Ablan sana iyi bir örnek olmuş ki, sen de kardeşlerine sahip çıktın. Yaşamınız, başkalarına örnek olur düşüncesiyle değerli buluyoruz. Sizler, fark etmek ve kendi yerini bilmek olgunluğunu erken yakalayan insanlardansınız.

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN:

Ablam iyi ki vardı. Artık arkadaşlarımızla aile gibi olmuştuk, eksiklerimizi birbirimiz ile tamamlıyorduk,elimizde olanı paylaşıyorduk.Çok sıcak,derin,sevgi dolu arkadaşlarım vardı,şimdi herkes bir tarafa dağıldı ama onlarla hala görüşüyorum,onları özlüyorum ve hayatımda arıyorum.Yurdun girişinde ankesörlü bir telefon vardı ve ailelerimiz bize buradan ulaşıyordu.Ailesi arayan kişi aşağıya çağırılıyordu.İsmimizin aşağıda yankılanmasını dört gözle beklerdik.Her telefon görüşmesinden sonra telefonu kapatması bize çok zor geliyordu.Yurdumuz 3 katlı idi ve odalar sekiz kişilikti.Yurda ilk geldiğim yıl kaldığım oda 1 yıl sonra etüt odasına çevrildi.

BİLKE- Y.SARIKAYA:   10 yaşında yatılı okula başladın, banyo nasıl yapıyordunuz?

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN:

Her katta lavabo,  en alt katta da banyo vardı. Banyo günleri tam bir eziyetti. Öğrenci sayısı fazlaydı ancak yeterli kabin yoktu ve banyo yapabilmek için saatlerce sıra beklerdik.Bu ortak yaşam alanları nedeniyle saçlarımızda bit ve sirke oluyordu.Köye her gittiğimizde annem temizlerdi ancak okula gidince tekrar olurdu.          Yurdumuzda bulaşıcı hastalıklar da çok yaygın görülüyordu. Ben de yurtta kaldığım süre içinde kızamık, sarılık, kabakulak hasatlıklarını geçirdim. Zaman zaman okulda kıyafet ve temizlik malzemesi dağıtımı yapılırdı ve biz çok mutlu olurduk. Her yıl mayıs ya da haziran ayında panayırlar oludu. Ailelerimiz gelirdi ve birlikte panayırda dolaşırdık, piknik yapardık, bir şeyler alırdık. Ailesi gelemeyen çocuklar, öğretmenler gözetimin de panayırda gezdirilirdi ve panayır iki günün ardından biterdi.

BİLKE- Y.SARIKAYA:   Öğretmenim, ben de bitlendim mesleğimin ilk yılarında. 1974- 75 öğretim yılıydı. Yeni mezun olmuşum, meslek aşkı doluyum. Her birimiz bir meşaleyiz diye düşünüyoruz, tam kapasite çalışıyordum. Erkek kız halk oyunları ekibi çalıştırdım. Güzel bir ekip oldu, çalışmaların birinde eve geldim, çamaşırımda bir böcek gördüm, ben böcek sanmıştım ama sonradan bit olduğunu öğrendim. Ne kadar zor şeymiş bit temizlemek. Daha sonra şampuanlar çıktı ve bit daha kolay temizlendi.

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN:

Sabahları erken kalkardık,etüt saatlerimiz olurdu,ardından kahvaltı yapıp okula geçerdik.Akşam yemeğinden sonra da bir saat etüdümüz olurdu.Çoğumuzun maddi durumu yetersiz olduğu için kantinden istediğimizi alıp yiyemezdik ve yemek saatlerini dört gözle beklerdik.Taşıtlı öğrenciler bir şeyler alıp yerken bizim de canımız çekerdi.Öğretmenlerimiz bizim için anne,baba gibiydi.Orada hayatımda derin izler bırakan,bana çok şeyler katan değerli öğretmenler edindim.Sağ olsunlar bizden sevgilerini,merhametlerini esirgemediler.

BİLKE- Y.SARIKAYA:  Yatılı okul ne zamana kadar devam etti?

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN: 8.sınıfı  bitirmiştim ve 4.sınıfta başlayan yatılı öğrencilik hayatım bitmişti artık. Lise sınavlarını kazanamamıştım birkaç bilirkişinin tavsiyesi üzerine babaannem beni düz liseye kayıt ettirdi. Ablam,ben ve babam Sinop merkezden bir ev tuttuk. Babam artık İstanbul ‘dan gelmişti ve bizim yanımızda çalışacaktı.Doğru düzgün yemek yapmayı bilmiyordum,ablam okuldan geç çıktığı için yemek yapmak bana düşüyordu ve zaman insana her şeyi öğretiyordu sonunda ben de yemek yapmayı öğrendim.Arada annem ya da babaannem yanımıza gelir babam köye giderdi.Bu şekilde bir buçuk yıl geçti.Sonra babaannem hastalandı ve tedavi olmak için  İstanbul’ a gitti.Annem köyde yalnız kaldığı ve köyde sürekli iş olduğu için babam köye gitti.Artık ablamla kalmaya başlamıştık.

BİLKE- Y.SARIKAYA:  Kaç kardeşsiniz?

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN:

Beş kardeştik diğer üç kardeşim de başka bir yatılı okulda okuyordu.Zamanla onlarda liseye başladıkça yanımıza geldi.Kardeşimin biri Sinop’un bir ilçesinde Sağlık Meslek Lisesini kazandığı için bizden ayrı okumaya başladı.Lise üçüncü sınıfta iken babaannemi kanserden kaybettik,bu ölüm bizim için büyük yıkım olmuştu.Her yeni okula başlayışımda yanımda olan bizden sevgisini hiçbir zaman esirgemeyen bize anne ve babamız varken annelik ve babalık yapan o güzel insan yoktu artık.Bu olaydan sonra toparlanmaya çalıştım o güzel insan bizim okumamızı,kimseye muhtaç olmadan yaşamamızı istemişti ve her zaman  bunun için çaba göstermişti.Bunları düşünerek derslerime sıkıca sarıldım ,babaannemi özleyip ağlayarak ders çalıştığım çok olmuştur.

BİLKE- Y.SARIKAYA:  Babaannen kız çocuğuna değer veren insanlardanmış.  Rahmet olsun, nur içinde yatsın. Bu günün yaşlılarına da örnek olsun.  Siz 5 kız kardeşsiniz, ablan, sen ve kardeşin meslek sahibi oldunuz. Diğer 2 kardeşin de üniversiteyi bitirince meslek sahibi olurlar inşallah.

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN:

BİLKE sayesinde 2 kardeş sınıf öğretmeni olduk. Ben lise 3.sınıfı bitirdiğim yıl ablam okulu bitirdi ve evlendi. 4. sınıfa başladığımda ben ve 2 kardeşim artık birlikte yaşayacaktık. Üniversite sınavlarına hazırlanmak için indirim kazandığım bir dershaneye yazıldım. Kaldığım ev ile dershane çok uzaktı. Evimiz çok küçük, bir oda,bir mutfaktı ve pek eşyası da yoktu,bir çamaşır makinemiz ve ders çalışma masamız bile yoktu.Derslerimize yere oturup çekyatı masa olarak kullanıp çalışırdık.Hayat zordu,2 kardeşin sorumluluğu,babaannemin yokluğu ablamın ve ailemin uzakta oluşu,evin işleri,yemek hazırlaması her biri beni zorluyordu.

BİLKE- Y.SARIKAYA:  Ada tarafı rüzgar alır ve soğuk olur, kışın nasıl ısınıyordunuz?

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN:

Soba ile ısınıyorduk, o sobanın bir türlü yanmaması dumanını sürekli dışarı vermesi moralimizi bozuyordu. Bunların yanında okulla dershaneye gidip üniversiteye hazırlanmak, gelecek kaygısı, sınavı kazanamama korkusu. Her gün yürüyerek dershane etütlerine gidip gelmek, akşam yorgun argın ders çalışmak.Koltuğun üzerinde yorgunluktan uyuyakaldığım çok olmuştur.Bunların yanında yaşadığımız maddi yokluk.

BİLKE- Y.SARIKAYA:  Okulda, dershanede arkadaşlarınız farklı ortamda yetişen çocuklardı. Bu konuda ne söylemek istersin?

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN:

Sinop‘ un zengin ve marka giyinen şımartılmış çocuklarının yanında, bizim tek tip kıyafet ve ayakkabımız vardı. Dönüp dolaşıp yapılan aynı yemekleri yapıyorduk, ekmek parası yaparım diye dolmuşa binmezdik. Okula yağmurlu günlerde yürüyerek gider ve dershane taksitlerini nasıl ödeneceğini düşünürdüm Babamın düzenli bir geliri olmadığı ve dört kardeş okuduğumuz için gerçekten sıkıntılar içinde okuyorduk.Bir gün dershanenin rehber öğretmeni ile görüşmeye gittim ve dershane taksitlerimi yatıramadığımı,üniversiteyi kazansam da nasıl okuyacağımı bilmediğimi söyledim.O da bana BİLKE ‘den bahsetti ve benim için görüşeceğini söyledi.

BİLKE- Y.SARIKAYA:  Köylerdeki içler acısı durumu biliyorduk. Derneği bu amaçla kurmuştuk. Köylerimiz göç yüzünden boşalıyor, büyük şehirde köylülerimiz sistemin çarkında yok oluyordu. Köyde kalanlar da sizin gibi yaşam mücadelesi veriyordu. Burs verdiğimiz öğrencilerde aradığımız özelliklere uygundunuz.

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN:

Bir gün telefonum çaldı, BİLKE ‘den arıyorlardı ve görüşmeye çağırıyorlardı. Görüşmeye gittim ve orada çok sıcak karşılandım. Bu tanışma bana ve kardeşlerime ümit ve gelecek oldu. Orasının bizi anlayan, gerçekten mazlumun yanında olan, köylü şehirli ayrımı yapmayan bir yer olduğunu ilk gün anlamıştım. Daha sonra sınavlara girdim ve üniversiteye yerleşebilecek bir puan aldım. Kardeşlerimi yalnız bırakmamak ve ayrı bir masrafım olmasın diye üniversiteyi Sinop ‘da okudum.Üniversitede de 2 kardeşim ile kalmaya devam ettim. Yardım eli uzatan eller, yüce gönüllü insanlar sayesinde biraz rahata ermiştik. Yeni bir eve taşınabildik, daha çok eşyamız oldu, en önemlisi artık çamaşır makinemiz ve ders çalışma masamız vardı ve biz çok mutlu idik. Çektiğimiz sıkıntılardan çok şey öğrendim ve sıkıntılarla olgunlaştım. Ve bugün diyorum ki iyi ki o günleri yaşamışım, iyi ki hayatımda eksikliğini hissettiğim ve kazanmak için çaba gösterdiğim şeyler olmuş. Bana hayatı öğreten, anlatan değerli öğretmenlerim olmuş.Ne mutlu ki artık ben de bir öğretmenim ve benimde hayatı öğretmeye çalıştığım öğrencilerim var.

BİLKE- Y.SARIKAYA:  Bütünlemeye kalmadan okudun, KPSS’yi kazandın, atandın. Bizim için gurur duyduğumuz öğrencilerimizdensin. Aile içi davranışlarınla örneksin. Yazın seni pazarda satış yaptığını gördüm, inan göğsüm kabardı. Baba parası ile eğlencelerde zaman doldurmak yerine çalışan bir birey oldun. Biz ürettiklerimizle tanımlanıyoruz aslında. İç dünyamız ne ise dış dünyaya onları yansıtıyoruz. Vefana,  temiz gönlüne, çalışkanlığına teşekkür ediyor, meslek hayatında başarılar diliyoruz. BİLKE AİLESİ SİZLERLE BÜYÜYOR. Ülkenizi sevin, Cumhuriyete sahip çıkın.

BEYAZ  LALE  ÖĞRETMEN:

Tanıştığım ilk günden bugüne kadar benim kardeşlerimin ve bizler gibi daha nice gerçekten okumak isteyenlerin yanında olan ve olmaya devam eden, bizden desteğini esirgemeyen BİLKE’ ye sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bir tarafa itilmişlik duygumun yok olmasına sebep olan, kendine güvenen, kimsenin kimseden üstün olmadığını ve herkesin eşit olduğunu bana öğreten sevecen, sıcacık yüreğini bize açan  BİLKE ‘ de tanıştığım saygıdeğer hocama da şükranlarımı sunuyorum. Ve öğretmenlik hayatım boyunca  değerli hocam gibi ülkesi için çalışan, yaşadığı yere pek çok şey katan, gelenek ve göreneklerimizi unutturmayan ve daima yaşatmaya çalışan,genç nesillere ışık saçan bir öğretmen olmayı diliyorum.

SINIF ÖĞRETMENİ

Beyaz Lale

 
Yorum yapın

Yazan: 29 Eylül 2015 in Eğitim

 

Etiketler: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: