RSS

Yazar arşivleri: sinopbilke

sinopbilke hakkında

Sinop Bilim Kültür Eğitim Derneği Temmuz 2008'de kuruldu.

BİLKE 3. HALKBİLİM ÖDÜLLERİ

DSC_0171

                    FOTO: BİLKE 1. HALKBİLİM ÖDÜLERİ TÖRENİ- ŞEHNAZ SAM KONSERİ

18 MAYIS 1919 VE SİNOP

Derneğimiz, her iki yılda bir   HALKBİLİM ödülleri vermektedir. Birincisini 2012 yılında gerçekleştirdiğimiz HALKBİLİM ödüllerini,18 MAYIS 1919 günü BANDIRMA vapurunun Sinop limanına gelişi anısına veriyoruz. Tarihimiz için çok önemli olan bu anıyı yaşatmak istiyoruz.  Sinop  halk kültürlerinin günün koşullarında değerlendirilmesi, Sinop ekonomisine katkı sağlanması ve istihdam  alanları oluşturulabilmesi için,  KÜLTÜRÜN FİKİR SANAT boyutunda değer bulmasını ve üretenin kazanmasını hedefliyoruz.

DSCF1852

FOTO: 2014 BİLKE 2. HALKBİLİM ÖDÜL TÖRENİ

“GELECEĞE ÜRETELİM “sloganımızla yola çıktık. Çalışmalarımızla üretici bireylerin artmasını umut ediyoruz. Bu yıl 3. HALKBİLİM  ÖDÜLLERİMİZ verilecektir. Katılmak isteyenler sinopbilke@hotmail. adresine mail ile başvurabilirler.Başvuru 30 NİSAN 2016 tarihinde sona erer.

Bu yıl ilk defa üyelerimiz ve dernek ziyaretçilerimiz arasında anket yapılacaktır. Anket sonucunda, Sinop’a hizmeti ve mesleki başarıları ile halkın sevgi ve takdirini kazanan bir kişiye HALKBİLİM ONUR ÖDÜLÜ verilecektir.

SİNOP İÇİN HAYIRLI OLMASINI DİLİYORUZ.

Tüzüğümüz amaçları doğrultusunda verilecek olan halkbilim ödülleri 3 ayrı kurul tarafından değerlendirilir

  • Seçici Kurul
  • Yönetim Kurulu
  • Üst Danışma Kurulu

            DEĞERLENDİRME KRİTERLERİ 

  • Çalışma Sinop il ilçe ve köylerini kapsar. 
  • Halkbilimi ve diğer bilimsel yöntemler kullanılır, 
  • Sinop halk kültürleri alanında yapılır: 
  • İlk çalışma olmalıdır, tekrar olan çalışmalar değerlendirilmez, 
  • Kitap, tez, araştırma, makale gibi akademik çalışmalar önceliklidir,
  • Yerel kaynaklar değerlendirilmeli ve ilin ekonomik kalkınması hedeflenmelidir,
  • Organik tarım teşvik edilmeli, yöre ekonomisine katkı sağlanmalıdır, 
  • Yayınlanmış akademik dergi, kitap, makale ve tez çalışmalarından ve kaynak kişilerden faydalanılmalıdır,
  • Gelecek nesillere ve akademik araştırmalara kaynak olmalıdır.

18 MAYIS 2014 BİLKE 2. Halkbilim ödülleri 7 kategoride verildi.

  1. Akademik ödül:
  • “OSMANLI DEVRİNDE SİNOP” isimli kitabın yazarı, Profesör Doktor Mehmet Ali ÜNAL. Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı.
  1. Halk oyunları ödülü:Dikmen-Gerze-Boyabat-Durağan yöresine ait ÇEREZ OYUNU, TRT- ilden ile dilden dile maniler programı yapımcısı Selma ÖZİNANIR

3.  Edebiyat ödülü:Yerel Sinop ağzı, yerel yaşam kültürü, Sinop bayramları, eski Sinop konulu şiirleriyle Söz yazarı- Şair-Levent BEKTAŞ

4-Sinop el sanatları akademik araştırma ödülü : Bu akademik çalışma için 2 ay Özekes bıçakta staj yapan ve 200 sayfa “Özekes bıçakları” konulu İstanbul Üniversitesi Sosyal Antropoloji tezi Günsu CABACI

5– Sinop El sanatları ödülü: Ünü dünyaya ulaşan Özekes Bıçakları son kuşak ustası- Cengiz ÖZEKES

6-Halk kültürleri Basın ödülü: Yöre halkının geleneksel mutfağımızda kullandığı otlar ve mantarlar konulu makaleleri ile Veteriner Hekim -Yazar Ahmet KÜÇÜKBAŞ

7– Halk sağlığı ödülü: Sinop il-ilçe ve köylerimizdeki yaşlı- genç tüm engelli vatandaşlarımıza ulaşarak, donanımlı merkezlerde tedavi görmeleri için yıllardır çalışmalar yapan Berrin GÜRLEYEN

………………………………

18 MAYIS 2012 BİLKE 1. HALKBİLİM ÖDÜLLERİ KİMLERE VERİLDİ

1 Halk Müziği Medya Ödülü – TRT MÜZİK Yüreğimde Türküler- Sinop  Yapımcı- Eda ÖZÇETİN

2-Halk Kültürü Tanıtım Ödülü- KURUM- Yurt içi ve yurt dışı fuar tanıtımları İl kültür ve Turizm Müdürlüğü

3-Halkbilim Hizmet Ödülü-Yönetici- İşkur Müdürü Lokman CEYLAN Bilke- İşkur DİKMEN İlçesi ve köyleri, kaybolan el nakışlarının korunması ve yaşatılması Projesi

                4- Halk Kültürü Hizmet Ödülü- Kültür ve Edebiyat Dalı – Sinop Belediyesi Kültür Yayınları Ahmet Muhip Dıranas Kitabı  Yazar Şükrü AYDIN

5- Halkbilim Hizmet Ödülü-YEREL KAYNAKLARI KULLANMAÜRETİM ve PAZARLAMA- Sinope Meyve Suları Kurucusu ve Sahibi    Mahmut BENK 

6- Halkbilim Hizmet Ödülü- Durağan-Dikmen-Gerze-Ayancık kadın ve erkek giysileri Koruma-yaşatma-güncelleme-projelendirme El Sanatları Öğretmeni Süheyla HAYIRCI

7- Halkbilim Hizmet Ödülü- SİNOP BİBLİYOGRAFYA- Emel Al Eski Tarihli Sinop Makaleleri- Yazılar- Araştırmalar ve Arşiv Tarama 

8- Halk Kültürü Hizmet Ödülü- Yerel Organik Tarım- Öztekin ÖZTÜRK- Buğday- mısır- kiren- töngel gibi yöre bitki türlerini organik yetiştirme, Sinop tahıl ve bitkilerini koruma

9- Halk Kültürü Hizmet Ödülü – Sinop Eski Fotoğraflarını Arşivleme  Zeynel Zeki Özcanoğlu

10-Halk Oyunları Ödülü- İlk Geleneksel Sinop Halk Oyunları Ekibi kurma ve bu dalda Sinop’u temsil etme Nuran ÇAKIR

11- Halk kültürü-Geleneksel el sanatları ödülü-Rasim DEMİR Ağaç köklerini, çeşitli işlemlerden geçirİP şekillendirme

 

12- Halk Kültürü Hizmet Ödülü- BİLKE Kök Boya Yarışması, “Gerze-   Bolalı köyü geleneksel kökboyaları” konulu çalışma Ana- oğul Kazım AYDIN – Hanife AYDIN

13- Halk Kültürü Hizmet-Kültür ve Edebiyat dalı- 19.05.2010 Özellikleri ve Güzellikleriyle İllerimiz ve İlçelerimiz

Konulu 13.Hikmet Okyar şiir yarışmasında, Türkiye birincisi olan Sinop güzellemesi şiiri-  Sabiha SERİN

 
Yorum yapın

Yazan: 01 Şubat 2016 in 18 Mayıs 1919

 

Etiketler:

SİNOP’TA ÇOCUK GELİNLER

child-brides_cocuk-gelinler

ANNEM VE BABAM TRAFİK KAZASINDA ÖLDÜ, 13 YAŞIMDA BAŞLIK ALDILAR VE EVLENDİRİLDİM 

Aile Desteği ADES Proje çalışmalarımız devam ederken, çocuk gelinler ve sorunları karşımıza çıkıyor. Sinop kırsallarında yaşananlar, madalyonun arka yüzü. Tayfun Talipoğlu,  Sinop köylerinin durumunu 15 sene kadar önce TV. Programında verirken, hayretini gizleyememişti.

Nerede yaşanırsa yaşansın  insan sorununu içimizde duymalıyız. Sorun doğuda da olsa aynı, batıda da olsa aynı hassasiyeti göstermeliyiz. . BİLKE, bu konuda duyarlı üyelerimiz ve yardımseverlerimiz sayesinde birçok aileye katkıda bulundu. Yakın çevremizde yaşananlar, ibret verici.

SİNOP GERÇEKLERİ

Genç bir anne, Perşembe günü derneğimize geldi. Daha önceden de aile yardımı yapmıştık. Bir dokun bin ah işit misalli bir hayatı vardı.

“Anne ve babası küçükken traktör kazasında ölmüş, köyde akrabalarının işlerine yardım ederek 13 yaşına kadar gelmiş. Muhtar iyilik yapmak için, kızım artık seni evlendirelim demiş. 13 yaşında yaşı büyütülmüş ve evlendirilmiş. Muhtar bu evlilikten başlık da almış. Şimdi kocası hasta, 15 yaşında kızı var,. oğlu 3 yaşında beyninde ödem var sürekli tedavi görüyor. Çocuğunu teyzesine bırakabildiği zamanlarda çalışmaya gidiyor.”

 

Karadeniz Bölgesinin dağ köylerinde, Orta Anadolu’nun yükseklerinde  durum hep aynı. Bu yörenin çocuk gelinlerinin kolunda bileziği, boynunda zinciri de olmaz. Onların düğünleri bile yapılmaz. Anadolu coğrafyasında bu tabloyu çok iyi bilmemiz gerekiyor.

BİlKE-BİLKE-BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 08 Ocak 2016 in Haberler

 

Etiketler: ,

YENİLENEREK YENİ UFUKLARA

??????????????

SLOGANIMIZ GELECEĞE ÜRETELİM

BİLKE, üyelerimizin,  takipçilerimizin ve projelerimizi destekleyen herkesin yeni yılını kutlar. Dileriz yeni yıl ülkemiz ve tüm dünya için huzur, barış ve mutluluk dolu bir yıl olur. Üreten insanlar, faydasız işlere zaman ayırmazlar. Üreten bir toplum olmak dileğiyle “GELECEĞE ÜRETELİM”

BİLKE-BİLKE-BİLKE

TASARIM : BİLKE-Durağan mahraması

 

 
Yorum yapın

Yazan: 31 Aralık 2015 in Haberler

 

KUTLU CUMHURİYET KUTLU BAYRAM

BU VATAN TOPRAĞIN KARA BAĞRINDA SIRA DAĞLAR GİBİ DURANLARINDIR

kurtuluş

Çiçekler dikilir, özenle bakılır büyütülür. Anne bebeğini aylarca karnında taşır, doğurur besler   büyütür. Güzel bir tabloya, günlerce ya da aylarca, emek verilir. Vatan emekle kazanılır. Yüzyıllar süren emek vardır geçmişinde.

Kolay kazanılmayan değerleri anlamak, gerçek değerini vermek bilinç işidir. Emekle çalışılmış bir tabloyu parçalamak, yırtmak, fikri olmadan laf ola konuşmak BOŞ davranış olsa gerek.

BİLİNÇLİ İNSANLARLA BİLİNÇLİ YARINLARA

KUTLU BAYRAMIMIZ

HEPİMİZE KUTLU OLSUN

BİLKE

 
Yorum yapın

Yazan: 29 Ekim 2015 in Haberler

 

Etiketler: ,

PAYLAŞIM PROJEMİZ

KATKI SAĞLAYAN HERKESE TEŞEKKÜRLER

DSCF2502

Paylaşım Projemizi, üyelerimizin katkıları ile gerçekleştiriyoruz. Her yıl derneğimizde giysi, eşya gibi ihtiyaç gereçlerini topluyoruz. Düzenliyor ve çeşitlerine göre ayırıyoruz. Merkez ilçemizde ve yakın köylerimizde ihtiyaç oranında talebe cevap vermeye çalışıyoruz. Eylül- Ekim ayı içinde, paylaşılan yardımları tekrar gözden geçirip, kolilere yerleştiriyor ve paketliyoruz. İki yıldır hazırladığımız yardımları Saraydüzü ilçemize gönderiyoruz.

DSCF2142

Saraydüzü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıf Müdürü Sayın Perihan Yüksel PAYLAŞIM PROJEMİZE katkı sağladı. 27 Ekim günü resmi iş için Sinop’a gelen araca yardımlarımızı yerleştirdik ve Saraydüzü ilçemize gönderdik.   Yardımların ihtiyacı olanlara iletilmesi için destek olan Sayın Perihan Yüksel’e teşekkür ediyoruz.

 

 

 
Yorum yapın

Yazan: 27 Ekim 2015 in Haberler

 

Etiketler: ,

CEVDET GÜNDOĞDU VE ARTVİN’DEN GÖÇ

DSCF2467

Artvin’den yapılan göç hakkında, Sinop esnaflarından Cevdet Gündoğdu ile görüştüm. Kendisi, ilimizin en eski esnaflarındandır. Köylü, kentli herkes onun müşterisi olmuştur. Esnaf gözü ile eski günleri ondan dinleyelim istedim. Halkın yapısını, ekonomik durumunu, sosyal farklılıkları nasıl gözlemlemişti. Göçlerin yaşandığı, savaşların ölüm ve korku saçtığı yıllardan bildiği hatıralar var mıydı, Sinop’ta nelere tanık olmuştu? Bu konuda sorularımı hazırladım, kendisine cevaplar mısınız diye sorduğumda, bu bir hizmettir diyerek el yazısı ile bir ajandaya yazdı ve bana verdi. Sayın Cevdet Gündoğdu’ ya bu konudaki katkılarından ötürü teşekkür ediyorum.

CEVDET GÜNDOĞDU ANLATIYOR

Artvin’i Ruslar işgal ettiğinde, halk göç etmek mecburiyetinde kalmış. Artvin merkez köyü olan Fıstıklı halkı Sinop’un Lala, Akkıraç, ve Tangal köylerine yerleşmişler. Benim anne ve baba tarafım, Lala ve Akkıraç Musa köyüne yerleşmişler. Ruslar Artvin’den çekilince, bizim ailenin büyük bir kısmı tekrar memlekete dönmüşler. Bu ara, dedem Osman Küçük Ahmetzade’nin desteği ile babam ticarete atılmış.  İstanbul’dan mal almaya gidip gelirken, Sinop’taki kalan akrabalarımızı ziyaret edermiş. Bir seferinde, yeni mahalle fırın aralığı sokak 5 nolu Rum yapısı ahşap evi satın almış. O yıllarda Rusya’da ticaret serbestmiş. Bir seferde 35 katır yükü malı, Batum’a satmak için götürmüş. Tam o sıra Rusya’da ihtilal olmuş. Babam, malları gittiği gibi, canını zor kurtarmış. Bu olay babamı çok etkilemiş. Sinop’taki almış olduğu eve yerleşmeye karar vermiş.

Ben 1934 yılı eylül ayında, cumhuriyet vapuru ile sabah yeni ışırken Sinop limanına girdiğimizi hatırlıyorum. Büyük bir kancabaş kayığa eşyalarımız yüklenerek, ahşaptan yapılmış iskeleye indirildi. Babam Ömer, annem Fatma, ablam Firdevs, abim Abbas, ablam Şadiye ve ben Cevdet Küçük Ahmetzade, o zamanki soyadıyla Sinoplu olduk. Babam sonra yeni soyadı aldı ve Gündoğdu olduk.

O yıl merkez ilkokuluna kayıt oldum. O tarihte Sinop geceleri kapkaranlık. Işıklandırmak için gece bekçileri tarafından yakılan gaz lambaları vardı. Yolların bazıları Arnavut kaldırımı, çoğu da toprak yoldu. Şimdiki hükümet binası, sağlık ocağına kadar ve İncedayı Mahallesinin olduğu yer, köy hizmetleri imam hatip okulu kum kapı denilen yer buraların hepsi mezarlık idi.

Sinop’a gelmeden önce, Rum mahallesi denilen mahalle, yani Aşıklar Caddesi tamamen yanmış idi. 1936 yılında yüksek kaldırımdan istiklal okuluna kadar bölümde 33 adet ev yandı. 1946 Eylülünde Cami-i Kebir Mahallesi yandı. Hatırladığım kadarıyla 140 adet ev bu yangından sonra yapıldı. O tarihte Cevdet Kerim İncedayı bayındırlık bakanı idi. Onun desteği ile ince dayı mahallesi yapıldı. Yangında zarar görenlere evler verildi.

Yerli halk, ada mahallelerinin tamamı ve Gelincik mahallesinde otururdu. Sinop’ta o zaman bulunan sülaleler şunlardı:

  Sağıroğulları,

 Gülümoğulları,

 Lafçıoğulları,

 Rasim Beyler,

 Öküzoğulları,

 Parmaksızoğulları,

 Şevket Bey ( milletvekili),

 Ferit Bey Köftecioğlu,

 Tabak Şükrü,

Dizdaroğulları,

 Hacı Marazlar,

 İzzet Kocalar,

 Bezircioğulları,

Saraçoğulları,

 Rıza Nur,

 Mehmet Bey,

Şükrü Bey kardeşleri,

 Kantarcıoğulları,

 Deveciler,

 Min oğulları,

Turşucular,

Ekmekçioğulları,

Sipahiler,

Fevzi Beyler,

 Şahinoğulları,

Hikmet ve Şevket Şekeroğlu,

Remzi Ozanoğulları,

Özbekler,

Tahir Beyler,

İlami Oğuzlar,

Karailyaslar.

Yerli halktan balıkçıları,

 Topal Süleyman,

Topal Musa,

Süleyman Reis,

Tarakçılar,

Hacı Halit ve oğlu Kazım,

Tokurlar,

Sümbülüm Ahmet,

Hasan Kaptanlar,

Beyaz Hasanlar,

Dangazlar,

Öküzoğlu Hüseyin Kavakoğlu,

Kayıkçıoğulları.

 

Merkezde bulunan esnaflar, manifatura, tuhafiye, bakkaliye, sebzeci ve meyveciler, sobacılar, ayakkabı ve yemeniciler, demirciler, terziler, marangozlar, kahveciler, fırıncılar, nalıncılar, çarıkçılar, nalbantlar, semerciler, kalaycılardı. Şekerciler, berberler vardı. Hamamcılar, yalı hamamı, büyük camii hamamı ve tersane hamamını çalıştırırdı. Hancılar da vardı, Süleyman ağa hanı, Mahmut ağa hanı, Samanu İsmail ağa hanını işletirlerdi.

O zamanlar mısır, buğday ve keten, geniş çapta tütün, bezir yağı imalatı yapılırdı. Top deliği denilen yere, önceden boyacılı ismi verilmiş. Burada boya imalatı yapılırmış. Erfelek’te esnaf olan Hasan Boyacı’ nın büyükleri bu soyadı boyacılıktan almıştır. Meydan ateşi denilen, yani şimdiki Pazar kurulan yerin denize yakın olan yerinde kireç kuyuları vardı. Ali Borcu ismindeki şahıs kireç yaparak geçimini sağlardı. O zamanın topunu da o atardı.

Şimdiki emniyet müdürlüğü binası, tarım il müdürlüğü ve trafik müdürlüğü binasının olduğu yere, kibrit fabrikası bacası, denize de iskelesi yapılmıştı. Bitmiş durumda iken, imalata geçmeden zeminin kayması sebebiyle makineleri sökülüp İstanbul Büyükdere’ye kurulduğunu biliyoruz. Şimdiki Orman İşletmesinin plajının olduğu yerde tabakhane varmış. Sökü köyünde bezir yağı imal edilirmiş. Ayancık’ta, Belçikalıların kurduğu ZİNGAL adı altında kereste fabrikası kuruldu.

O zamanlar evlerde hamur işi, et balık, evlerde yapılan tepsi ekmek, tekne ekmek tüketilirdi. Şehirlinin uzak veya yakın köylüsü, şehirlinin velinimetidir. Atatürk’ün dediği gibi milletin efendisidir. Şehirli, her zaman köylünün sofrasına oturmuştur. Bir yumurtası, bir dilim ekmeği yemez, yedirir. Ben büyüklerimden ve babamdan şu sözü duydum” köylünün ayağının çamurunun girmediği yerde bereket olmaz”.  Ben de 45 yıllık ticari hayatımda bunu yaşamışımdır. Allah köylümüze zeval vermesin inşallah. (Amin.)

Sinop’ta 1957 yılına kadar kışları kar yağışlı ve don olurdu. 1957 yılında büyük bir orman katliamı yapıldı. O zamana kadar Sinop, Bostancılı köyüne kadar ormandı. Bundan dolayı o tarihten itibaren iklim tamamen değişti. Kar yağışı ve don azaldı.

Biz Sinop’a geldiğimizde yazın çok fazla sivrisinek vardı ve sıtma hastalığı salgındı. Şehirde kanalizasyon yok, tamamen kuyular vardı. Şehir suyu, mahallelerdeki çeşmelerden temin ediliyordu. 1950 yılından sonra, adadaki sülük gölünün su men bağındaki terkos şebekesi yapılarak evlere verildi. Fakat kifayetsizdi. Aynı yıl kanalizasyon şebekeleri yapılmıştı. Su için aynı zamanda, tarihini bilmediğimiz çok eski kuyulardan istifade edilirdi. Gelincik mahallesi, tersane, park ve âşıklar buralarda çok kuyu vardı.

Milli mücadele yılları kahramanlarından Ordu köylü Hasan Kabal Çavuş’u tanıyorum. 14 yıl askerlik yapmış, Kafkas cephesinde iken Mustafa Kemal’le karşılaşmış. Çavuş olarak büyük hizmetlerde bulunmuş. Harp bittikten sonra terhis olmuş, köyüne dönmüş. Mustafa Kemal, Hasan çavuşu bu hizmetinden ötürü ödüllendirmek isteyerek üç kez Ankara’ya çağırmış. Burada işin hazır gel dediğinde, her seferinde paşaya teşekkür edip “ ben köyümde kalmak isterim” cevabını vermiş. Bu olayı bizzat Hasan çavuş’tan dinledim. Hiçbir menfaat gözetmeyen milli kahramanlar bunlar.

Bir milletin istiklali elinden alınmış, vatan işgal edilmiş. Bu yüce millet, önderli olan büyük insan Mustafa Kemal’in dâhiliğine güvenerek, canı ve malı pahasına milli mücadeleye katılmış, dünyada eşi görülmeyen zafer kazanılmış. Çanakkale’de ikiyüz kırkbin şehidimizin kanları hürmetine 83 yıldır cumhuriyetine sahip çıkmıştır.1981 yılında, rahmetli ağabeyim Abbas Gündoğdu ile beraber Gelibolu şehitliğine ziyarete gittik. Çok etkilendim. 1980 de hacca gitmek nasip oldu. Şehitliği ziyaretimde “ keşke Hz. Peygamberimizin huzuruna şehitlerimizi ziyaret edip de gitseydim” dedim. Ancak bir kavanoz şehit toprağını evimin vitrinine koyabildim.

Artvin ve köylerinde, ipek böceği yetiştirildiğini çok iyi hatırlıyorum. Annem, köydeki amcalarım, dayılarım, halalarım yetiştirirlerdi. Dut ağacı olmayan yerde ipek böceği yetişmez. Dut yaprağı onun besin kaynağı. Sinop’a geldiğimizde, akrabalarımızın yerleştiği köylerine gittiğimizde, onların bol miktarda dut ağacı yetiştirdiğini gördüm. Bu vesile ile ipek böceği yetiştirildiğini öğrendim.

KAYNAK: BİR İNCİ MEMLEKETİM, SAYFA: 170-173

 
1 Yorum

Yazan: 23 Ekim 2015 in Kültür Arşivi

 

Etiketler: ,

SİNOP TOPRAĞI HAKKINDA ÇALIŞMALARIMIZ

Çamur banyosu toprağını bulmak amacıyla, numune analize gidiyor

D. ROBİNSON’un 1903 yılında Sinop’ta yaptığı akademik  çalışmalardan, Sinop’ta ÇAMUR BANYOSU  yapıldığını biliyoruz. Çamur banyosu ile ilgili toprak konusunda araştırmalar yaptık. Fotoğrafta, Karakum, sarı toprak ve kırmızı topraktan aldığımız örnekler görülüyor.

IMG_0293

Faydalı ve sonuç odaklı çalışmalar hedefliyoruz. Derneğimizin, araştırmaları sitemizden takip edilmektedir. Sinop Toprağı kategorimizde, yaptığımız çalışmaları okuyan İsmail ERSOY, bu alanda çalışmalar yaptığını bize iletti.İsmail Ersoy, Sinop- Gerze doğumludur ve eşinin memleketi olan Kırşehir’de yaşamaktadır. Metalurji, Kimya, ve gıda sanayi gibi bir çok iş kolunda danışmanlık yapmaktadır. Dedesi, Ömeroğlu Durmuş Ersoy, Muhafız Taburu postacısıdır. Atatürk’e çok mektup götürüp getirmiştir.

DSCF2462

Derneğimizi ziyaret eden İsmail ERSOY’a, bu gün  halkın geleneksel olarak çamur banyosu yaptığı toprak örneğini başkanımız verdi.

Ersoy,konu hakkında şunları anlattı:Sinop kileri ile ilgili bir çok araştırmalarım oldu. 1986 yılında, motor blok dökümü için denenmek üzere Karakum’dan numune aldık ve denedik. Numune radyoaktifli bulundu ve radyoaktif ısı ile artacağı için vazgeçildi.Sinop killeri çeşitlidir.

1-BAŞ KİLİ: Potasyum, alüminyum silikat içermektedir. Osmanlı Devrinde bu kil çamaşır yıkama amacıyla Sinop’tan İstanbul’a nakledilmiştir. Osmanlı Arşıvinde Görümcek kili olarak kayıtlıdır. O zamanlar, Tilkilik- Buruncuk, Tırnalı- Tatlıcak köylerinden temin edilmiştir. Bu gün de o bölgelerde aynı kil yatakları mevcuttur. Yüzde 8- 9 oranında Na2CO3 içerir.

2-SERAMİK KİLİ:Demirci köyü, Erfelek yolu, Dikmen Kanlıçay bölgesinde bulunur. Adada olduğu söylenen bölge örneğini bulamadık. Bu eskiden amforalarda kullanılan çamurdur.

3-KAOLİN:Gerze Tabaktaş mevkiinde, ince beyaz damar olarak mevcuttur.Bu kil halk arasında pekmez kili olarak bilinir.

4-TUĞLA KİLİ: Boyabat tarafında tuğla fabrikalarından kullanılan topraktır.

5-HEKTALİT: Çürük kayalarda az miktar bulunur.

Sinop’un Pervane Tepesi kumu, pik ve çelik dökümü için uygun değildi. 1976 yıllarında, Pervane Tepesinden Karadeniz Bakıra yüzlerce kamyon kum nakledilmiştir. Alan tarihi eser olarak tescillendiğinde bu işlem sona ermiştir.

Sizden aldığımız numunenin, RADYOAKTİF kontrolünü yapacağız. XR cihazında, içinde ne var ne yok bakacağız.”

DSCF2464

ERSOY,Dernekte bilgi veriyor.

İsmail Ersoy’a teşekkür ediyoruz. Analiz sonucunu merakla bekliyoruz.

BİLKE

 

 
Yorum yapın

Yazan: 14 Ekim 2015 in Sinop Toprağı

 

Etiketler: , ,

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.